TEMEL BESLEYİCİ MADDELER VE BUNLARIN KAYNAĞI BESİNLER
15/11/2007 -Kategori: Saglik ve Beslenme
|
TEMEL BESLEYİCİ MADDE |
KAYNAK BESİNLER |
|
Vitamin A (retinol) |
Provitamin A olaran (beta-karoten): |
|
Portakal meyvelerinde ve yeşil | |
|
Yaprakl ı sebzelerde | |
|
Retinol olarak : Balık, karaciğer | |
|
Ya ğı,yumurta sarısı, güçlendirilmiş | |
|
Süt ürünleri | |
|
Vitamin D (kolekalsiferol) |
Güçlendirilmi ş süt ürünleri, yumurta |
|
Sar ısı,karaciğer,balık karaciğeri | |
|
Ya ğı; fakat asıl kaynak ültraviyole ışınlara | |
|
maruz kalmaktır | |
|
Vitamin E |
Bitkisel yağlar, bitkisel margarin, buğday tohumu |
|
( Alfa-tokoferol & diğer tokoferoller) |
Lifli bitkiler, fasülyeler |
|
Vitamin K grubu |
Lahana ,karnabahar, yeşil lifli sebzeler |
|
Yumurta sarısı, karaciğer. Vitamin K2,saprofit bağırsak florası | |
|
Taraf ından sentezlenir. | |
|
Vitamin B1 |
Bira mayası, et, hububatların tamamı. |
|
Tiamin |
Kurutulmu ş meyve, fasülye |
|
Güçlendirilmi ş hububat | |
|
Vitamin B2 |
Süt ürünleri,kara ciğer,et,yumurtalar |
|
Riboflavin |
Zenginle ştirilmiş hububat |
|
Niasin |
Bira mayası,karaciğer,balık,fasulye, |
|
Hububatlar ın tamamı,güçlendirilmiş | |
|
hububat ürünleri | |
|
Vitamin B6 grubu |
Bira mayası,sakatat,hububat taneleri |
|
( Pridoksin,pridoksal,piridoksamin) |
Fasülye ,balık |
|
Vitamin B7 |
Karaci ğer,böbrek,yumurta sarısı |
|
Biotin |
Karnabahar ,maya,kurutulmuş meyve |
|
Folik asit |
Taze yeşil yapraklı sebzeler,meyve |
|
Karaci ğer, maya | |
|
Vitamin B12 (Kobalamin) |
Yumurta , et, süt ürünleri (sadece hayvansal |
|
Ürünler ) | |
|
Vitamin C |
Turunçgiller , kivi, çilek, domates |
|
Kabak (askorbik asit) , yeşil biber | |
|
Kalsiyum |
Süt ve süt ürünleri, fasulye, hububat,et |
|
Çinko |
İ stiridye,et, karaciğer, yumurta |
|
Hububat , yer fıstığı | |
|
Klor |
Yayg ın bir şekilde bulunur ve temel |
|
Olarak sofra uzunda yer alır | |
|
Bak ır |
Kurutulmu ş meyve, istiridye |
|
Baklagiller , hububat | |
|
Krom |
Maya , karaciğer, işlenmiş et, hububat taneleri, |
|
baharatlar | |
|
Fosfor |
Süt ve süt ürünleri, balık, kümes hayvanları, |
|
Et , hububat, fasülye | |
|
Flor |
Deniz ürünleri, sebzeler, hububat, kahve |
|
Çay , florlu su | |
|
Demir |
Et , sakatat, kabuklu deniz hayvanları, |
|
Soya fasulyesi, ıspanak | |
|
Sadece etin “hem” grubunda yer alan demir | |
|
İ yi bir biyoyararlanıma (%10-30 absorbsiyon) | |
|
Sahiptir , | |
|
Magnezyum |
Ye şil yapraklı sebzeler, hububat |
|
Kurutulmu ş meyve, deniz ürünleri | |
|
Manganez |
Hububat taneleri, lifli sebzeler |
|
Kurutulmu ş meyve, çay | |
|
Molibden |
Süt , fasulye, ekmek, hububat |
|
Potasyum |
Süt , muz, erik, kuru üzüm, et |
|
Selenyum |
Genellikle et ve hayvan ürünlerinde bulunur. |
|
Büyüdü ğü toprağa göre değerlendirilen | |
|
sebzeler | |
|
Sodyum |
Genellikle sofra tuzu, paketlenmiş ve |
|
İş lenmiş ürünlerde bulunur. | |
|
iyot |
İ yotlu tuz, deniz ürünleri, süt ürünleri |
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
KANSERDEN KORUYAN REÇETE
8/5/2007 -Kategori: Saglik ve Beslenme
Domatesin kanserden koruyucu etkisinden daha fazla yararlanmak için, işlenmiş ürünlerini yağda kavurun. Sarmısak ve soğanı çiğ yiyin. Karnabahar, brokoli ve lahanaya sofranızda yer verin. Mandalina içindeki karoten hepatitin kansere çevirmesini önlüyor. İşte, kanserden koruyan yiyecekler ve püf noktaları...
Anadolu Sağlık Merkezi'nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Çağatay Demir, başta kanser olmak üzere hayatı tehdit eden birçok hastalıktan koruyan meyve ve sebzeleri sıraladı: Antikanserojen özellik taşıyan likopenin prostat, meme ve akciğer gibi bazı kanser türlerinde kanser riskini azalttığı yönünde araştırmalar mevcut. Son yıllarda 47 bin kişi üzerinde yapılan bir çalışmada, domates ve ürünlerini haftada 10 porsiyon ve daha fazlasını tüketenlerde prostat kanser riskinin yüzde 35 oranında azaldığı gösterildi. 1994 yılında İtalya'da yapılan bir araştırmada da yüksek miktarda domates tüketiminin sindirim sistemi kanseri riskini düşürdüğü bildirildi. Likopenin en iyi kaynağı domatesten yapılmış ürünler. Likopen, işlenmiş domates ürünlerinin (salça, ketçap, domates çorbası vs.) yağ ile birlikte tüketilmesiyle, vücut tarafından çiğ domatese göre daha iyi kullanılıyor. Likopen karpuz, greyfurt ve kayısı gibi kırmızı meyve ve sebzelerde de bulunuyor. Yapılan çeşitli araştırmalar sonucu, mandalinada bulunan ve ona turuncu rengini veren 'karoten' maddesinin sağlık üzerine birçok olumlu etkisi ortaya kondu. Japonya'da yapılan iki farklı çalışmaya göre karoten deposu olan mandalinanın, kansere yakalanma riskini azalttığı tespit edildi. Mandalinanın ayrıca karaciğer hastalıkları, damar sertliği ve şeker hastalığı riskini azalttığı, mandalina suyu içen hepatit hastalarının ise karaciğer kanserine yakalanmadıkları belirlendi.
BROKOLİ PROSTATTA ETKİLİ
Yüksek oranda C vitamini, beta-karoten, lif, kalsiyum, folik asit ve birçok fitokimyasal madde içeren brokoli, karnabahar, lahana ve Brüksel lahanası, kanser türleri arasında üçüncü sırada sık görülen kolon kanseri ve Amerika'da her 6 erkekten birinde görülen prostat kanseri riskini azaltıyor.
SOĞAN-SARMISAK VE KANSER
Sarmısak yüksek miktarda saponin, fosfor, potasyum, kükürt, çinko, orta miktarda selenyum, A ve C vitaminleri ile az miktarda da kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir, manganez ve B kompleks vitaminlerini içeriyor. Soğan ve sarımsakta bulunan 'allisin, allilik sülfitler gibi organik kükürtlü maddeler' tümör hücre çoğalmasını baskılayan enzimleri uyarıyor ve midede bulunan Helikobakter Pilori adlı bakterinin üremesini önlüyor.
Kaynak:http://www.memurlar.net/haber/73894/
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
GIDA KATKI MADDELERİ İLE İLGİLİ ARAŞTIRMA SONUÇLARI
28/4/2007 -Kategori: Saglik ve Beslenme
Arkadaşımın bana mail yoluyla ulaştırdığı bu önemli bilgiyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Oldukça ciddi sonuçlar içeren bir araştırma olduğu için dikkatle okumanızı ve hayata geçirmenizi öneriyorum.
HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ ARAŞTIRMA SONUÇLARI
Piyasada satılan hazır gida maddeleri ülkemizde insan sağlığını ciddi biçimde etkileyecek derecede katki maddeleri icermektedir. Ancak bu maddeler, tüm cabalara rağmen medya aracılığı ile ilan edilememektedir. Günümüzde gıda sektörü büyük bir tröst halini almistir. Örneğin hiçbir yayın organında Coca-Cola'nın zararlı olduğunu göremezsiniz. Ancak biz tüketiciler, aile fertlerimizi, çevremizdeki arkadaşlarımızı, haberdar ederek bilinçlendirebiliriz. Son yıllarda kanser vakalarının neden devamlı artış gösterdigini hiç düşündünüz mü? Siz çocuğunuzun kanserojen madde iceren gıda almasını ister misiniz? Peki niye katkılı ketçap alıyorsunuz? Sizlere aşağıda sunduğumuz tablo alacağınız hazır gıda maddelerindeki katkılarla ilgili bilgi vermektedir.
Sağlığınız için: Lütfen her hangi bir gıda maddesi satın almadan önce ambalajının üzerini dikkatlice okuyun.
ZARARSIZ KATKILAR
E100, 103, 104, 105, 111, 121, 122, 126,130, 132, 140,151, 152,160,161, 162,163, 170, 174, 175, 180, 181, 200, 201, 202, 203, 236, 237, 238,260, 261, 262,263,270, 280, 281, 282, 290, 300, 301, 303, 304, 305, 306, 307,308,309, 322, 325, 326,327, 331, 332, 333, 334, 336, 337, 382, 400, 401, 402,403, 404,405,406, 408, 410, 411, 420, 421, 422, 440, 471, 472, 473, 474, 475,480
ŞÜPHELİ KATKILAR
E125, 141, 150, 153, 171, 172, 173, 240, 241, 477, 605,
E220,221,222,223,224, 338, 339, 340, 341, 460, 461, 466,
407 (MİDE VE BAĞIRSAK HASTALIKLARI)
E200 (VÜCUTTAKİ VİTAMİN B12 Yİ YOK EDİYOR)
E250,251, 320, 321 (KALP HASTALIKLARI, DAMAR SERTLİKLER VE TIKANIKLIKLARI)
TEHLİKELİ KATKILAR
E102, 120,
E311, 312 (NÖROLOJİK HASTALIKLAR)
KANSEROJEN KATKILAR
E102, 110, 123, 124, 131, 142, 210, 211, 213, 214, 215,216, 217
ÖRNEGIN E211-SODYUM BENZOAT KETÇAPLARDA BULUNMAKTADIR.
123,110 ABD, İNGİLTERE, FRANSA, ALMANYA, RUSYA,JAPONYA VE DAHA BİRÇOK ÜLKEDE YASAKLANMISTIR. FAKAT ÜLKEMİZDE RENKLİ DRAJE ÇİKOLATALARDA VE KAYMAKLI BİSKÜVİLERDE KULLANILMAKTADIR.
EN TEHLİKELİ KANSEROJEN KATKILAR
E330 (NE YAZIK Kİ BİRCOK HAZIR GIDADA KULLANILMAKTADIR.)
BAZI HAZIR GIDALARDA TESBİT EDİLEN KATKI MADDELERİ
E330,E250,E300,E320,E223,E322
Bilgilerinize sunulur...
Doc .Dr. Mustafa TÜRKMEN
Yorum (2) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
ÜZÜM ÇEKİRDEĞİ
8/4/2007 -Kategori: Saglik ve Beslenme
Üzüm Çekirdeği Avrupa'da ilaç niyetine satılıyor. Mucizevî çekirdek ödemden,nezleye kadar bir çok hastalığın tedavisinde kullanılıyor. Üzümün çokfaydalı olduğu bilinir. Özelliklede zihin açıcı yönü ile sınavlardan önce
kuru üzüm tavsiye edilir. Ama birçoğumuz üzümü yerken çekirdeğinden muzdarip oluruz. Onu tüketmez, atarız. Hatta marketlerde en çok çekirdeksiz üzümler rağbet görür. Halbuki üzümün çekirdeği bugün birçok Avrupa ülkesinde ilaç niyetine, tabletler halinde satılıyor. Yavaş yavaş Türkiye'de de
yaygınlaşmaya başlayan üzüm çekirdeği, yakında bütün eczanelerdeki yerini
alacak gibi. Bu çekirdeğin en önemli faydası kan damarı onarıcısı olması.
Kan damarları insan için hayati önem taşıyor. Başınızdan ayak uçlarınıza
kadar her doku kanla beslenir. İncecik kılcal damarlardan, geniş
atardamarlara kadar, karmaşık kan damarları ağı sizin yaşam hattımızdır.
Eğer kan damarları yaşlanır, hastalanır, zayıflar, incelir ve kan
sızdırırsa, sağlığınız tehlikede demektir. Eğer oksijeni taşıyan kan düzgün
bir biçimde akmıyorsa kalp kasınız hasar görebilir. İşte üzüm çekirdeği,
zayıflamış kan damarlarını güçlendirip normal sağlıklarına döndürebilen,
dolaşım bozukluklarının düzeltebilen ve önleyebilen bir yapıya sahip.
Özelliği ise tamamen doğal olması... Çekirdek, damar hastalıklarını tedavi
ediyor. Zayıflamış kan damarlarının yapısını güçlendiriyor.
Ayrıca üzüm çekirdeği bilinen en güçlü antioksidan... Yapılan bazı
testlerde, E vitamininden 50 kat daha güçlü olduğu ortaya çıkmış. İlk
Fransa'da keşfedildi Üzüm çekirdeği 40 yıldır Avrupa'da, özellikle üzüm
bağlarının çokluğu ile bilinen Fransa'da etkili bir biçimde kullanılıyor.
Üzüm çekirdeği 1947 yılında Bordeaux Üniversitesi'nden emekli tıp profesörü,
Fransız Kimyacı Jack Masquelier tarafından keşfedilmiş.
Çekirdek ilk olarak hamileliğinden dolayı aşırı ödemi olan fakültenin
dekanının eşine, dekan tarafından verilmiş.
Masquelier o günü şöyle anlatıyor;
"Kadın, şişmiş bacakları ile o kadar yorgun görünüyordu ki, güçlükle
yürüyebiliyordu. Yüzünden, çektiği acıları okumak mümkündü.
Ne yapabilirim de bu kadının acılarını dindirebilirim diye düşündüm.
Sonra dekanın eşine çekirdek verdiğini gördüm.
Dekanın eşi 48 saat içinde iyileşti. O halde, ben üzüm çekirdeğinde özel bir
şeyler olabileceğini düşündüm.
"1950'de üzüm çekirdeği Resivit olarak bilinen ve Fransa'da satılan ilk
damar koruyucu ilaç olmuş.
Doktor Masquelier ve meslektaşları, üzüm çekirdeğinin varis üzerindeki
etkisini doğrulayan dokuz deney yapmışlar. Bununla birlikte çekirdek, göz
kamaşması, gece körlüğü, maküler dejenerasyon gibi göz sorunlarının,
arterit, saman nezlesi, alerji ve burun kanamalarını tedavisinde de
kullanılmış.
"Eğer düzenli olarak üzüm çekirdeği alırsanız, damar duvarlarınız
güçlenecektir." diyor Dr. Masquelier. Diş eti kanayanlar kullanmalı. Peki
üzüm çekirdeğine ihtiyacınız olup olmadığını nasıl öğreneceksiniz? Doktor
Masquelier'in konu ile ilgili görüşleri şu şekilde:
"Sabahleyin dişlerinizi fırçalarsınız ve diş etlerinizin kanadığını
görürsünüz. Ya da göz korneasında bir kan lekesi fark edersiniz. Veya
geceleri kendinizi yorgun hissedersiniz, baldırlarınız şişer, ödem olduğunu
fark edersiniz. Bu durumda damar zayıflığından muzdaripsinizdir ve üzüm
çekirdeği tüm bu patolojik mekanizmalarla mücadele eder.
"1995 yılında İtalya'da yapılan bir araştırmada 150 miligramlık üzüm
çekirdeğinin ağrıyı, yanma karıncalanma hissini ve atardamarların şişme
derecesini azaltmada, yaygın olarak kullanılan bir eczacılık ilacından daha
hızlı ve üzün sureli etkili olduğu bulunmuş. 1985 yılında da Fransa'da 92
hasta üzerinde yapılan kur kontrollü deney, 28 gün boyunca 300 miligram üzüm çekirdeği almanın, ağrıyı, karıncalanma geceleyin giren bacak kramplarını ve şişkinliği yüzde 50'den daha fazla azalttığını göstermiş. Üzüm çekirdeğini diğer bir faydası ise gözlere... Gece görüşünde önemli olan parlak ısıların neden olduğu göz kamaşmasını geçirmeye yardımcı oluyor.
Yine Fransa'da 100 denek üzerinde yapılan iki ayrı araştırmada 5 hafta
boyunca günde 200 miligram üzüm çekirdeği almanın parlak ısılara maruz
kaldıktan sonra görme keskinliğine yeniden kavuşma durumunu artırdığı ortaya çıkmış.
**Ayrıca testlerde üzüm çekirdeği ürünün bir bilgisayar ekrani
karşısında çalışmanın neden olduğu göz gerilimini geçirdiği ve miyop
kişilerde retinanın işlevini ve duyarlılığını düzelttiği görülmüş.
**Üzüm çekirdeğinin tansiyonu ve onun sonuçlarını düzenlemeye yardımcı
olabileceği de belirtiliyor. Araştırmaların gösterdiğine göre, yüksek
tansiyonlu insanlar genellikle çok geçirgen olan, zayıf kılcal damarlara
sahipler. Bu da onların kılcal damar kanaması geçirme ve göz retinasındaki
kan damarlarının yırtılma olasılıklarını artırıyor. Dr. Miklos Gabor'un
yaptığı araştırmada üzüm çekirdeği yüksek tansiyonlu deneklerde kılcal
damarları güçlendirmiş.
Anti-Aging etkisi Üzüm çekirdeği damarları yenilediği için ayrıca anti-aging
etkisine sahip. Yenilenen damarlar yaşlılığı geciktiriyor. Böylelikle
cildinizdeki yaşlanma belirtileri azalıyor. Uluslararası sertifikalı Organik
Üzüm Çekirdeği Ekstraktinin içerdiği Proantosiyanidin, bilinen en güçlü
etkisi antioksidant. Üzüm çekirdeğinin antioksidant etkisi vitamin E'den 50,
vitamin C'den 20 kat daha fazla.
**Antioksidantlar, vucudumuzdaki kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan veya
dışarıdan sigara, alkol, kirli hava v.s. ile alınan zararlı
**maddeleri etkisiz hale getiriyor.
**Uzmanlara göre vücudun antioksidan üretimi 25 yaşından sonra
yavaşlamaktadır. Bu yavaşlamanın yol açtığı deformasyonları yok etmek için
bilinen en kuvvetli antioksidant ise organik üzüm çekirdeği ekstraktıdı
olduğu belirtiliyor.
Çekirdek, bağ dokularını güçlendirerek cilt sarkmasına engel oluyor. Cildin
elastik, yumuşak ve düzgün olmasını sağlıyor. Üzüm çekirdeğinde tavsiye
edilen miktar günde 150 ile 300 miligram.
Damar sağlığını korumak için gerekli doz ise günde 5-10 gram. Üzüm
çekirdeğinin insanlar üzerinde her hangi bir yan etkisi görülmemiş.
Prof. Peter Rohdewald tarafından laboratuar fareleri, Hint domuzları ve
köpekler üzerinde yapılan araştırmada doğal çekirdeğin, toksik, mutajenik,
karsinojenik olmadığı tespit edilmiş.
Kimler kullanmalı?
** Kan damarlarının yardıma ihtiyaç duyduğunu düşünenler.
** Cildindeki kırışıklıklar günden güne fazlalaşanlar
** Cildi cansız ve solgun görünenler
** Cinsel yaşantısında kendini yetersiz hissedenler
** Kalple ilgili sorunları olanlar
** Ani kalp krizi riski olanlar
** Görme gücünde yaşlanmaya bağlı bozulma olanlar
** Şişlikler ve ödem alerjilerinde
** Yüksek tansiyonda
** Kolayca kanama ve morarma eğilimi olanlar
** Daha önce kanamaya bağlı felç geçirenler
** Şeker hastalığı olanlar
** Varis ve hemoroit gibi soruları olanlar
Sunu belirtmek gerekiyor ki; yukarıda bahsettiğimiz faydaların birçoğu
çekirdeğin damarları onarıcı özelliğinden kaynaklanıyor.
Çünkü damarlar, insan bedenini ayakta tutan ana mekanizmalar. Onların
bozukluğu insan bünyesinde birçok hastalığa neden oluyor.
Damarları onaran çekirdek, böylelikle diğer hastalıkların iyileşmesinde de
önemli bir etkiye sahip oluyor.
Dünya bir ayna gibidir; siz onu gülümseyerek karşılarsanız, o da size
gülümser.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
HAMİLELİKTEN SONRA ÇATLAK YA DA SARKMALARA KARŞI NELER YAPILMALI
7/4/2007 -Kategori: Saglik ve Beslenme
Çatlaklar, beyazlaşmadan tedavi edilebilir. Beyaz olursa, geri dönüşü çok zordur. Evde yapılabilecek kayısı, susam ve badem yağı içeren karışımla bunun hafiflemesi sağlanabilir. Örneğin; 3 ölçek (bölgeye göre çay kaşığı da olabilir, çay bardağı da) kayısı yağı, 2 ölçek susam yağı, 1 ölçek badem yağı ve 3 ölçek aloe vera saf jelini karışım haline getirin. Sabah- akşam düzenli olarak çatlaklar üzerine sert bir masaj yaparak uygulayın. 10 dk bekleyin. Ardından hafif egzersiz yapın. Duşta da yeniden 10 dk masaj yapın. Hamilelik sürecinde oluşmaması için de, aynı karışım karın bölgesine hafif masajla uygulanabilir. Doğum sonrasındaki günlerde ise, doktor kontrolünde karboksi terapi, iğnesiz mezoterapi veya özel krem ve jellerle yapılan masaj, çatlakları yok eder.
Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
HAMİLELİK SIRASINDA ALINAN KİLOLAR KALICI OLDUYSA NE YAPMAK GERE
7/4/2007 -Kategori: Saglik ve Beslenme
Öncelikle vücut analiziniz yapılmalıdır. Bunun için uzman hekim ile veya iyi bir diyetisyenle bağlantı kurulmalıdır. Yapılacak kan tahlili sonucunda kişiye özel en uygun zayıflama programı çıkartılmalı ve uygulanmalıdır.